Doğu Karadeniz Belediyeler Birliği » HABERLER » DOKA Kalkınma Toplantısı Yapıldı.

DOKA Kalkınma Toplantısı Yapıldı.

mb

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Kalkınma Kurulunun düzenlediği Genel Kurul Toplantısında Birlik Genel Sekreterimiz Mehmet ŞENTÜRK Doğu Karadeniz Bölgesi belediyelerinin alt yapı sorunları ve mali imkanları konulu rapor sunumunu yaptı. Birlik Encümen Üyemiz ve Akçaabat Belediye Başkanı Şefik TÜRKMEN Belediyelerin Sorunları Ve Potansiyelleri konulu sunumunu yaptı. Birlik Genel Sekterimiz Sunumda, TUİK Trabzon Bölge Müdürlüğü işbirliği ile saha araştırması neticesi sonucunda elde edilen veriler ışığında bölgemizdeki belediyelerin avantajlı veya dezavantajlı durumunu ortaya koyabilmek için daha önceden hazırlanan raporun sunumunu yaptı.

Raporda, gerek bölgesel farklılıklar gerekse belediyeler arasında ölçek farklılıkları açısından, bölgemiz belediyelerinin alt yapı hizmetlerini gerçekleştirme zorunluluğu ve mali imkanlarının yetersizliği, bilimsel veriler ışığında ortaya koyuldu.Sunumun sonunda Doğu Karadeniz Bölgesinin ülkemizin diğer bölgelerine nazaran dezavantajlı durumlarının fazlalığı ortaya koyularak, bu dezavantajlı durumlarını ortadan kaldırmak için genel bütçe vergi gelirlerinden Doğu Karadeniz Bölgesi belediyelerinin şartları diğer bölgelerle eşitleyecek şekilde pay aktarılması için çalışmalar yapılması gerektiği ifade edildi. Birlik Genel Sekterimiz rapor sunumundan önce yaptığı kısa konuşmada Belediyeler arası işbirliklerinin önemine dikkat çekti. Gerek hizmet kalitesini aktırmak gerekse hizmet maliyetlerini düşürmek için belediyeler arası işbirliğinin önemine vurgu yaptı. Belediyeler arası işbirliği ile ilgili olarak mevcut yasal çerçevede neler yapılabileceğini ifade etti.
Sunumun sonunda DOKA Kalkınma Kurulu Başkanı, Gümüşhane Üniversite Öğretim Görevlisi Yard. Doç. H.Erdoğan YAYLA, Birlik Encümen Üyemiz ve Akçaabat Belediye Başkanı Şefik TÜRKMEN, Birlik Genel Sekreteri Mehmet ŞENTÜRK’e sunum ve konuşmalarından dolayı teşekkür etti.

Birlik Encümen Üyemiz ve Akçaabat Belediye Başkanı Sayın Şefik TÜRKMEN’in konuşma metni;

BELEDİYELERİN SORUNLARI VE POTANSİYELLERİ
Belediyelerin sorunlarıyla, potansiyellerini ortaya koyarak irdeleyebilmemiz için, belediyelerin kuruluş amaçlarının ve görevlerinin neler olduğunu kısaca bir gözden geçirmemiz gerekmektedir.
5393 Sayılı Belediye Kanununda; Belediyeler; belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişiliği olarak tarif edilmektedir. Karar organları seçimle geldiğinden ve mahalli ihtiyaçları karşılamak için kurulduklarından belediyeler halka en yakın halkla iç içe olan kamu idareleridir.
Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.

Bunun yanında imkanları yeterli ise okul öncesi eğitim kurumları açabilir, devlete ait kurumlara her türlü yardımda bulunabilir, sağlıkla ilgili tesisler açabilir; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun korunması için gerekli çalışmaları yapabilir; amatör spor kulüplerine destek olabilir. Ayrıca kanunla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek nitelikteki diğer görev ve hizmetleri de yapar veya yaptırır.
Buradan anlaşılabileceği gibi belediyelere kentsel altyapıdan başlamak üzere, hayatın her alanını kapsayan önemli görevler verilmiştir.

Türkiye gelişmekte olan bir ülke olduğundan, belediye hizmetleri açısından çözüm bekleyen pek çok sorunun bulunması, belediyelerin işini daha da zorlaştırmaktadır. Belediyelerin önemli sorunlarını başlıklar halinde özetlersek;
Ekonomik sorunlar,
Yönetsel sorunlar – Nitelikli personel sorunu,
Diğer resmi kurum ve kuruluşlarla ilişkilerdeki sorunlar- Bürokratik engeller
Belde sakinleri ile ilişkilerdeki zorluklar,
İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı sorunları,
Coğrafi zorluklar- arazi şartlarından gelen zorluklar
Çevre sorunları,
Yasal düzenleme gerektiren sorunlar. Son yıllarda önemli iyileştirmeler yapılmış olmasına rağmen kırsal kesimde yer alan beldeler başta olmak üzere, belediyelerin birçoğu halen ekonomik açıdan sıkıntılı durumdadırlar. Genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere ayrılan payların artırılması zorunludur. Bunun yanında, belediyelerde öz gelirlerini titizlikle takip ederek almalı ve gelir arttırıcı çalışmalarda bulunmalıdırlar. Aynı şekilde giderlerin azaltılması için titizlik gösterilmelidir. Gelir ve giderlerin takibinde birçok belediyemizin önemli zaafları olduğunu görmekteyiz. Hizmeti alan öder prensibinden hareketle, yapılan her hizmetin bedeli mutlaka alınmalı buna karşın, sosyal belediyeciliğin gereği olarak dar gelirli, muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere, yasalarla öngörülen yardımlar yapılmalıdır.

Her konuda sürdürülebilirlik önemlidir. Günü kurtarmak şeklindeki plansız uygulamalardan kaçınılmalıdır. Vergilerin, sosyal güvenlik primlerinin ve kamuya olan borçların ödenmemesi gibi uygulamalara son verilmelidir.
Popülist uygulamalardan uzak durulmalıdır. Şebeke suyunun bedelsiz veya çok düşük götürü bedellerle verilmesi, iş makinelerinin bedel alınmadan çalıştırılması, belediye mülklerinden ve işgaliyelerden güncel rayiçlerin çok altında bedel alınması gibi.
Belediyelerimizin önemli sorunlarından biri nitelikli personel sorunudur. Bir çok belediyemizde, yasayla verilen norm kadronun üzerinde personel olmasına rağmen, yetişmiş personel sıkıntısı çekilmektedir. Bugünlerde, belediyelerdeki daimi işçi fazlalığının azaltılmasına yönelik olarak, torba yasayla ihtiyaç olan resmi kurumlara personel aktarılması yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak personel giderleri yasal sınırlara çekilmiş olacağından, memur alımı ile nitelikli personel ihtiyacı karşılanabilecektir. Belediye başkanı ve meclis üyeleri de dahil olmak üzere tüm çalışanların eğitimine ve birlikte çalışarak hizmet üretmelerine önem verilmelidir.
Belediyelerimiz, diğer resmi kurum ve kuruluşlarla olan ilişkilerinde zorluklarla karşılaşmaktadırlar. İlgisizlik ve bürokratik nedenlerle işler çok yavaş yürümektedir. Bu durum planlanan hizmetlerin gecikmesine yol açmaktadır. Altı ayda tamamlanan bir imar uygulamasının (İmar Kanunu 18. Madde) yaklaşık 2-2,5 yılda kontrol edilmesi, bir kamulaştırma davasının 5-6 yıl sürmesi, imar planı yapımı öncesi alınan kurum görüşlerinin ortalama 2 yıl sürmesi gibi.

Kentlilik ve çevre bilincinin yeteri kadar gelişmemiş olmasından, belediyeler birçok zorluklarla karşılaşmaktadır. Yapılaşmadaki zorluklar, kaçak yapı yapma isteği, katı atıkların toplanmasında kurallara uyulmaması, kent sorunlarının çözümünde işbirliğine istekli olunmaması gibi. Sorunların aşılması için birçok kurumun işbirliğinde gerekli eğitim faaliyetlerinin yapılması gerekmektedir.
Kentlerimizin önemli sorunlarından biri çarpık yapılaşmadır. Özellikle kıyı kentlerimizde ve beldelerimizde, imar planlarına uyulmadan kötü yapılaşmalar ve çirkin binalar yapılmaktadır. Kenti çirkinleştiren, yaşanılır olmaktan çıkaran ve geleceğini karartan bu uygulamalara karşı özellikle halkı bilinçlendirerek mücadele edilmelidir. Kentlerin sahibi, içerisinde yaşayan halktır. Hemşerilik bilinci geliştirerek halkın sorunlara sahip çıkması sağlanmalıdır.

Yapılaşma açısından, yaylalarımızın, doğal değerlerin, tarihi dokunun ve turizm potansiyeli olan yerlerin korunması büyük önem arz etmektedir.

Kurumlar arası yeterli koordinasyon sağlanamadığından her kurum kendi istediği zaman sokakları kazmaktadır. Bu durum halkın rahatsız edilmesinin yanında hizmetlerin toplamda çok pahalıya mal olmasına sebep olmaktadır.
Özellikle, bölgemizin coğrafi şartları ve arazi yapısından gelen önemli sorunları bulunmaktadır. Seyrek yerleşimler nedeniyle beldelerimizde çok geniş bir yol ağı bulunmaktadır. Her eve yol ve altyapı getirmek çok pahalıya mal olmaktadır. Bölgemiz yağışlı olmasına rağmen yeraltı su kaynakları yönünden çok yetersizdir. Beldelerimize su temini, dere alüvyonlarında açılan sondaj kuyularından terfi ile veya arıtma gibi pahalı yöntemlerle yapılmaktadır. Arazi dar olduğundan katı atıkların depolanması için meskûn alanlar dışında yer bulmakta sıkıntı çekilmektedir.
Bölgemizde, belediyelerimizin elinde yeterli arsa bulunmadığından, hazineye ait arsa ve arazilerde olmadığından, ayrıca arsalar çok pahalı olduğundan belediye hizmetleri ve diğer yatırımlar için yer bulmakta büyük güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Mevcut sokaklarımızın darlığı ve yeterli otopark alanlarının bulunmaması nedeniyle şehirlerimizde otopark sorunu yaşanmaktadır.

Çok yağışlı bir iklime sahip olan bölgemizde, dere yataklarında ve yapılaşmaya uygun olmayan alanlarda bina yapılması, yamaçlardaki doğal bitki örtüsünün kaldırılması, doğal yapının bozulması gibi sebeplerle meydana gelen sel ve heyelanlarda can kaybı ve maddi kayıplar yaşanmaktadır. Bu konuda, özellikle bölgemiz için kısa zamanda detaylı çalışmaların ve planlamaların yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

Yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulan birkaç sorunu da burada özet olarak ifade etmek isterim.
Öncelikle kırsal kesimlerdeki küçük belediyelerden başlamak üzere imkânların elverdiği ölçüde kademeli olarak belediyelerin gelirleri artırılmalıdır. Bölgemizdeki gibi altyapı hizmetleri çok zor ve pahalı olan belediyelere ek imkanlar tanınmalıdır.

Yukarıda, belediyelerin en önemli sorunlarından birinin nitelikli personel eksiği olduğu ifade edilmiştir. Nitelikli personel ihtiyacının karşılanabilmesi için memur alımlarında belediyelere mahallinden alım imkanı da dahil olmak üzere belirli oranda seçme hakkı tanınmalıdır. Belediye memurlarına ek maddi imkanlar sağlanmalıdır.
Bir binada, fiilen otopark yapılması mümkünse mutlaka otopark yapılmalı, belediyelere para yatırmak suretiyle otopark yapmak mükellefiyetinden kurtulmak şeklindeki uygulamaya son verilmelidir. Çünkü, yatırılan paralarla binalar için ihtiyaç olan otoparkların yapılması mümkün değildir. Akçaabat’ta 20 daireli bir binanın otopark parası ortalama 20 bin TL tutmaktadır. Bu miktar bir parayla otopark ihtiyacının karşılanamayacağı aşikârdır. Cadde ve yolların otopark olmasını istemiyorsak bir yasal düzenlemenin mutlaka yapılması zorunludur.
Çarpık yapılaşmalara engel olmak ve düzenli yerleşim alanları oluşturmak için özellikle sahillerde birbirine bitişik veya aralarında çok az mesafe bulunan beldelerin kesin olarak birleşmelerini sağlayacak yasal düzenleme yapılmalıdır. Belediyelerin birleştirilmesinde ve kaldırılmasında, nüfus kriterinden daha ağırlıklı olarak merkezlere olan uzaklıklar dikkate alınmalıdır.
Son olarak her şeyin başının eğitim olduğu düşüncesinden hareket ederek her konuda ve kademede eğitime büyük önem verilmelidir.
Kalkınma ajansı olarak, kentlilik ve çevre bilincinin geliştirilmesi başta olmak üzere kent sorunlarının giderilmesine katkı sağlayacak projelere destek verilmeli, bölgemizdeki işsizliğin azaltılması için belediyelerin, turizm, tarihi dokunun ve çevrenin korunması konularındaki projeleri önem arz etmektedir.

Halka en yakın hizmet birimleri olan belediyeler; demokrasimizin gelişmesinde önemli yapı taşlarıdır. Ülkemiz nüfusunun yaklaşık dörtte üçü belediyelerde yaşamaktadır. Belediyelerin kalkınması, ülkemizin kalkınması demektir.

Birlik Genel Sekreterimizin Tam Konuşma Metni:

Belediyeler Arası İşbirliği
Belediyeler Arası İşbirliğinin Faydaları
Belediyeler arası işbirliği, yurtiçinde iki ya da daha fazla belediyenin ortaklaşa faaliyet gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir. Vatandaşlara verilen kamusal hizmetin kalitesini artırmak ve/veya maliyetini azaltmak amacıyla rutin belediye hizmetlerinin sunulmasında işbirliği yapılması ile belediyelerin sosyo-ekonomik kalkınmaya katkısını sağlamak amacıyla yürütülecek ortak proje ve programlar bu tür işbirliği alanları arasında sayılabilir.

Belediyeler Arası İşbirliği Alanları:
Bir belediyenin sunabileceği tüm hizmetler belediyeler arası işbirliğine konu olabilir. Yurtdışındaki örneklerine bakıldığında, belediyeler arası işbirliklerinin çok çeşitli sektörlerde, her ülkenin siyasi ortamı ve özel koşullarına bağlı olarak geliştiği görülmekte ve belediyeler arası işbirliği alanlarının belirlenmesinde etkili olmaktadır. İşbirlikleri zaman içinde gelişen şartlara göre geçerliliğini ve uygulamasını kaybedebilmektedir. Bu açıdan bu tür işbirlikleri tanım olarak çok esnek olmalı ve değişen koşullara uyum sağlayabilecek özellikler taşımalıdır. Belediyeler arası işbirlikleri bir belediyenin sunabileceği bütün hizmet alanlarında geçerli olabilir. Yurtdışındaki örneklerine bakıldığında işbirliklerinin gerçekleştirilebileceği hizmet kategorileri aşağıda sıralanmıştır;

Ekonomik ve teknik altyapı: Gaz ve su şebekesi, taşımacılık altyapısı, yollar, havaalanları ve diğer teknik işler.
Ekonomik hizmetler: Atık yönetimi, atık su arıtma, taşımacılık, bölge ısıtması, enerji santralleri, yol bakım,
Sosyal hizmetler: Sağlık, korunmaya muhtaç gruplar, kadınlar, yaşlılar ve engelliler için evler,
Kültür ve eğitim hizmetleri: Kültür, eğitim merkezleri, okullar,
İdari hizmetler: Ortak satın alma, ihale yöntemleri, idari belgeler, vergi tahsilatı, lisansların verilmesi gibi hizmetlerin ortak sunumu,
Kamu güvenliği hizmetleri: Polis, itfaiye, acil kurtarma hizmetleri,
Ekonomik gelişim: Planlama, bölgesel danışmanlık ve bilgilendirme merkezleri, bölgesel kalkınma ajansları, turizmi geliştirme, çevrenin korunması, istihdamın teşviki, ulusal veya uluslar arası çeşitli fonlardan yararlanma konusunda rehberlik desteği.

Ülkemiz açısından bakıldığında ise yukarıda sıralanan hizmetlerin bazıları (polis/kolluk hizmetleri, havaalanları ve enerji santralleri işletmeciliği gibi) Belediyelerin faaliyetlerini düzenleyen 5393 sayılı Belediye Kanunu çerçevesinde belediyeler tarafından yürütülemediği için, belediyeler arasındaki işbirliği alanları yasanın 14 üncü maddesinde yer alan hizmetler açısından mümkün olmaktadır. Ancak 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununun dördüncü maddesi mahalli idarelerin (bu arada belediyelerin) bütün görevlerini kapsayacak genel amaçlı veya amacı açıkça belirtilmemiş birlik kurulmasına izin vermemektedir.
Belediyeler arası işbirliği, belediyelerin sunduğu hizmetlerin ve uyguladığı değişik kalkınma proje ve programlarının, uzmanlık paylaşımı yoluyla daha iyi ve kaliteli bir biçimde sunulmasına imkan vermektedir. Aynı zamanda bu tür işbirlikleri hem belediyeler hem de vatandaşlar için hizmetin daha düşük maliyetle sunulmasını sağlamaktadır.

Belediyeler arası işbirliği, çok fazla sayıda küçük ölçekte belediyesi bulunan Türkiye gibi ülkeler için oldukça uygundur. Bu tür belediye dağılımlarının olduğu ülkelerde, belediyeler arası işbirliği çok daha etkili bir şekilde hizmet sunumuna imkan verirken, yerel düzeydeki sosyo-ekonomik problemlerin, büyük altyapı projelerinin finanse edilmesi, iş merkezlerinin kurulması gibi projelerin entegre yaklaşımlarla hayata geçirilmesini de mümkün kılmaktadır. Ayrıca ülkemizdeki belediyecilik uygulamaları açısından itfaiye, acil durum ve benzeri hizmetlerin bu tür işbirlikleri ile sunulması da giderek daha fazla önem taşımaya başlamış bulunmaktadır.
Yerinden yönetim anlayışının önem kazanması ile belediyeler arası işbirliği arasında doğrudan bir ilişki vardır. Vatandaşların belediyelerin çalışmalarına daha fazla ilgi göstermesi ve bu çalışmaların sonuçlarından Belediye Başkanlarını doğrudan sorumlu tutmaları, Başkanları daha verimli çalışmalar yapmaya yöneltmektedir. Bu durum, başkanların belediye hizmetlerinin niteliğini ve niceliğini artırma, yerel sosyal ve ekonomik problemleri çözme konusunda daha fazla çaba harcamaya teşvik etmektedir. Bunun bir yolu da belediyeler arası işbirliklerinin artırılmasından geçmektedir.

Avrupa Birliği’ne üyelik süreci ile belediyeler arası işbirlikleri oluşturulması arasında da yakın ilişki bulunmaktadır. Zira Avrupa Birliği müktesebatının çok önemli bir bölümü belediyelerin görev alanlarına giren konuları kapsamaktadır. Bu müktesebatın gereklerini yerine getirmek açısından işbirlikleri oluşturmak uygun bir çözüm olabilir. Öte yandan, AB’nin yeni üye veya aday ülkelere verdiği destek, ağırlıklı olarak bölge bazına odaklanmıştır. AB Yapısal Fon Desteği, bölgesel ölçekteki büyük kalkınma projelerine öncelik vermekte ve aynı zamanda ulusal eş finansmanın da o ülke tarafından sağlanmasını öngörmektedir. Dolayısı ile mali imkânları sınırlı olan belediyelerin AB fonlarından yararlanmak için gerekli olan ulusal eş finansmanı ancak kaynaklarını bir araya getirmek ve işbirlikleri oluşturmak suretiyle oluşturmaları mümkündür. Sonuç olarak, Belediyeler arası işbirliği bu türden projelere iç ve dış kaynak (AB yapısal fonları gibi) desteği sağlanması açısından uygun bir seçenek olarak görülmektedir.

Türkiye’de Belediyeler Arası İşbirliği
Ülkemizde belediyeler arasındaki işbirlikleri halen 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu çerçevesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Mahallî idare birliği; birden fazla mahallî idarenin (il özel idaresi, belediye ve köy), yürütmekle görevli oldukları hizmetlerden bazılarını birlikte görmek üzere kendi aralarında kurdukları kamu tüzel kişiliğine haiz ve kendilerine özgü bütçeleri olan kamu idareleri olarak tanımlanabilmektedirler. Belediyeler kendi aralarında, il özel idareleri kendi aralarında ya da köyler kendi aralarında birlik kurabileceği gibi, belediye, il özel idaresi ve köyler birlikte kendi aralarında birlik kurabilirler. Mahalli idarelerin kendi aralarında birlik kurmaları için Bakanlar Kurulundan izin almaları gerekmektedir.

Türkiye’de yerel yönetimler arasındaki işbirliklerinin ilk temelleri 1960’lı yıllarda hükümetlerin teşviki ile atılmıştır. Bu işbirliklerinin en yaygın olanı Köylere Hizmet Götürme Birlikleri olarak bilinen örgütlenmelerdir. Köylere kırsal altyapı hizmetlerinin daha iyi sunulması amacına yönelik olarak kurulan bu birlikler 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununun 18 inci maddesine göre tarım ürünlerinin pazarlanması hariç yol, su, kanalizasyon ve benzeri altyapı tesisleri ile köylere ait diğer hizmetlerin yerine getirilmesini sağlamak üzere ilgili yerdeki tüm köylerin iştirakiyle kurulabilmektedirler. 2011 yılı itibariyle, Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’ndaki son düzenlemelerin de etkisiyle köylere hizmet götürme birliklerinin sayısı 900’ü aşmıştır.
Köylere hizmet götürme birlikleri dışında da değişik mahalli idare birlikleri kurulabilmektedir. Bu çerçevede 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu il özel idareleri, belediyeler ve köyleri de kapsamak üzere yerel yönetimler arası değişik işbirliği türleri için tüzel kişilik anlamında yasal bir altyapı oluşturmuştur. Bu açıdan yasadaki tanım yukarıda getirdiğimiz belediyeler arası işbirlikleri tanımına daha yakın görünmektedir. Bir bütün olarak Mahalli İdare Birlikleri kuruluş amaçlarına göre aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilmektedir.
• Ülke düzeyinde kurulan birlikler (TBB, Vilayetler Hizmet Birliği )
• Üye sayısı 100’den fazla olan birlikler (genellikle birden çok ili kapsayan, bazen belli bir coğrafi bölgedeki mahalli idarelerin oluşturduğu mahalli idare birlikleri.)
• Turizm Altyapı Hizmet Birlikleri ( 5355/ek Md.1’ göre kültür ve turizmi koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezlerinde kurulması zorunludur.)
• Sulama Birlikleri (Sadece tarım arazilerinin sulanması faaliyetlerini yürütmek amaçlı kurulan mahallî idare birlikleri.)
• Köylere Hizmet Götürme Birlikleri.
• Diğer Birlikler (Yukarıda sayılanların dışında kalan ve birden çok mahalli idarenin ortak amaçlarını gerçekleştirmek üzere kurdukları birlikler- Muhtelif belediyelerin kendi aralarında oluşturduğu belediye hizmet birlikleri gibi.)
Buna karşılık belediyelerin birbirlerine yaptıkları karşılıklı yardımlar (park yapma, araç gönderme vb.) gibi daha küçük çaptaki işbirlikleri ise 5355 sayılı yasada açıkça tanımlanmamakta ancak 5393 sayılı yasanın belediyelerin diğer kuruluşlar ile ilişkilerini düzenleyen 75 inci maddesi bu tür faaliyetlere de imkân vermektedir.
2011 verilerine göre Türkiye’de yüze yakın Belediye Hizmet Birliği bulunmaktadır. Ekonomik ve sosyal kalkınma amacına yönelik olarak belediyelerin daha önce üstlendiği sınırlı rol göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’deki Belediye Hizmet Birliklerinin çok küçük bir bölümünün bu amaçlar için kurulmuş olması şaşırtıcı değildir.
Türkiye’de ekonomik ve sosyal kalkınmanın desteklenmesi, geçmişten bu yana merkezi yönetim birimlerinin sorumluluğu altındadır. Ancak, yeni yerel yönetim mevzuatı bu alanda belediyelere de yeni görev ve sorumluluklar vermektedir. Bu nedenle belediyelerin bu konudaki kapasitelerinin artırılması daha fazla önem taşımaya başlamıştır. Daha önce de belirtildiği gibi Türkiye’de çok sayıda küçük ölçekli belediye olduğu göz önüne alındığında, belediyeler arası işbirliğinin geliştirilmesi daha da önemli bir hale gelmiş bulunmaktadır. Dolayısı ile yoksulluk, işsizlik, ekonomik kalkınma ve çevresel sorunlara çözüm gibi yeni görev ve sorumluluk alanlarında belediyeler arası işbirliğine gidilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Bunun yanı sıra yasal bazı düzenlemeler de belediyeler arası işbirliğini gerekli kılmaktadır. Örneğin, Çevre Bakanlığı’nın katı atık yönetim mevzuatı ile belediyeler arası işbirliği zorunlu hale getirilmiştir.

Kuruluşlarından sonra birliklerin gerçekleştirdiği somut faaliyetler, sürdürülebilirlikleri açısından kritik önem taşımaktadır. Birliklerin büyük bölümü kuruluşlarından bir süre sonra faaliyetlerine fiilen son vermekte ve varlıklarını yalnızca resmi kayıtlarda devam ettirmektedirler.

Belediyeler Arası İşbirliğinin Önündeki Engeller:
Belediyeler arası işbirliği konusundaki motivasyon eksikliği
Türkiye’deki belediyelerin işbirliği kurma konusunda duyduğu motivasyon genellikle sınırlıdır. Türkiye’de, özellikle “klasik” kamusal hizmetlerinin sunumu alanında (su şebekesi, atık su yönetimi, katı atık yönetimi ve benzer yapıya sahip diğer hizmetler) Hizmet Birliklerinin nasıl kurulacağı ve işletileceği konusunda önemli bilgi ve birikim bulunsa da, bu tip hizmet birliklerinin sayısı Avrupa’daki uygulamalarla karşılaştırıldığında halen çok düşük kalmaktadır.

Hizmet Birliklerinin kuruluşu, genellikle vatandaşlara daha iyi ve daha ucuz hizmet verme kaygısı yerine, belediye başkanlarının liderlik özelliklerine veya siyasi ilişkilerine bağlı bulunmaktadır. Bu sınırlı motivasyon, belediyelerin zirai kalkınma ve sulama gibi kritik sorunlarla uğraşan Hizmet Birliklerine katılmalarını zorunlu kılan düzenlemelere neden olmuştur.

Ekonomik ve sosyal kalkınmayla ilgili belediyeler arası işbirliğinde bilgi, kapasite ve deneyim eksikliği
Ülkemiz, önceki bölümde vurgulandığı gibi hizmet birlikleri aracılığıyla “klasik” kamu hizmetlerin sunumu alanında belediyeler arası işbirliği konusunda kısıtlı nitelikte de olsa bilgi ve birikime sahip olmakla beraber, belediyelere yeni bir sorumluluk alanı olarak verilen yerel ekonomik ve sosyal kalkınma alanında böyle bir kapasitenin var olduğu söylenemez. Ülkemizde belediyeler genellikle ekonomik, sosyal ve çevre ile ilgili konularda uzun dönemli stratejik bir bakış açısına sahip bulunmamakta ve bu konularda ortak olarak çalışma konusunda da yeterince istekli davranmamaktadırlar. Ekonomik ve sosyal kalkınma amacına yönelik belediyeler arası değişik işbirliği türleri bulunmasına rağmen, ülkemizdeki belediyeler şimdiye kadar bunları uygulamadığı gibi faydaları konusunda da bilgi sahibi değildirler. Teşvikler ve kurumsal desteğin yetersizliği
Mahalli İdare Birliklerini düzenleyen yasa hükümleri dışında, ülkemizde belediyeler arası işbirliğini teşvik etmek için alınan başka hiçbir önemli tedbir (farkındalık yaratma, finansal teşvikler veya teknik destek gibi) yoktur. Belediyeler arası işbirliğine en çok ihtiyaç duyanlar küçük belediyeler olduğu halde, bu belediyeler aynı zamanda hem fırsatları belirlemek hem de teknik olarak bu işbirliğine katılmak için en az kapasiteye sahip belediyelerdir.

BELEDİYE İŞBİRLİKLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK STRATEJİNİN YAPISI
Yurtiçi ve uluslararası belediye işbirliklerinin teşviki ve geliştirilmesi önemli kamusal yararlar (hizmet sunumun iyileştirilmesi, iyi uygulama örneklerinin benimsenmesi, bilgi alışverişi, kapasite oluşturma, kaynak kullanımında etkinlik vb) sağlamaktadır.

Buna karşılık kapasite ve teşvik açısından kurumsal ve mali eksiklikleri bulunmakta ve bunların giderilmesi eşgüdüme dayalı bir çabayı gerektirmektedir.

doka_2

doka1