Doğu Karadeniz Belediyeler Birliği » Genel » Genel Sekreterimiz, Ali Şükrü Bey Konferansına katıldı.

Genel Sekreterimiz, Ali Şükrü Bey Konferansına katıldı.

Konferans__5_

Ortahisar Belediyesi’nin Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in ölüm yıldönümü dolayısıyla düzenlediği Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey’ başlıklı konferans Belediyenin Çok Amaçlı Salonu’nda gerçekleştirildi.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan konferansa Ortahisar Belediyesi Başkanı Av. Ahmet Metin Genç, Birlik Genel Sekreterimiz Mehmet ŞENTÜRK, birim müdürleri ile çok sayıda öğrenci ve vatandaş katıldı.
Hacıfettahoğlu: Ali Şükrü Bey, resmin bütünü görüyordu
Ali Şükrü Bey konferansında konuşan Ortahisar Belediyesi Başkanı Av. Ahmet Metin Genç, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı coğrafyasında yapılmak istenen emperyalist emellerin bugün gerçekleştirilmek istendiğini söyledi.
Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey (1884-27 Mart 1923) Konferansı’na konuşmacı olarak katılan Araştırmacı-Yazar İsmail Hacıfettahoğlu Ali Şükrü Bey’in İngilizlerin Osmanlı coğrafyasında gerçekleştirmek istedikleri projeleri en iyi anlayan, bunu cesaretle dile getirdiği için de aynı çevrelerin temsilcileri tarafından şehit edilen mümtaz bir şahsiyet olduğunu söyledi.
Ali Şükrü Bey’i İngilizce, Fransızca ve Arapça dillerini bilen dönemin en aydın kişileri arasında olduğunu belirten Hacıfettahoğlu, Ali Şükrü Bey’in mücadelesinin genç nesillere çok iyi anlatılması gerektiğini ifade etti. Geçmişi bilmeden geleceği inşa etmenin mümkün olmadığına dikkat çeken Hacıfettahoğlu, Yahya Kemal’in bu konudaki, ‘Mazisi olmayanın atisi olmaz’ sözüne atıfta bulundu. Türk milletinin tarihine gereken değeri vermediğini ifade eden Hacıfettahoğlu, “Trabzon 18 Nisan 1916 yılında işgale uğradı. Bizim bir zaafımız var. Maalesef tarihimize gereken değeri vermiyoruz. Yaşadığımız olaylar baktığımız zaman, bunlar geçmişte yaşadıklarımızın birebir aynı olan olaylar. Vatanımızda hesabı kitabı olanların yapmış olduğu olaylar. Ali Şükrü Bey Trabzon’un yetiştirdiği merhum kahraman bir evladı. Kahraman, vatanperver bir kişi. Beşikdüzü’nün Denizli Köyü’ne mensup Reisoğulları ailesinin bir evladı olarak 1884’te dünyaya geldi. Ali Şükrü Bey çok yönlü bir şahsiyet. Yazar olmasının yanında, diğer taraftan bir sivil toplum kuruluşu yöneticisi. Ali Şükrü Bey Balkan Harbi sonrası ordudan ayrılıyor. Donanma Cemiyeti’nde Başkan Yardımcılığı görevine devam ediyor. Varna Müdâfası makelesinde, ‘Yeryüzünde tarihi her cins vaka itibarıyla bizimki kadar zengin olan bir millet var mıdır bilemiyorum. Fakat riyazi bir katiyetle biliyorum ki bütün dünya milletleri içinde mazisini bizim kadar unutmuş hiçbir millet yoktur.’ tespitinin ne kadar doğru olduğunu bugün de görüyoruz. Askeri bir kişilik olduğu kadar, aynı zamanda yazar. Donanma Mecmuası, İdman Mecmuası ve Tan gazetesi gibi birçok gazete çıkarıyor. Kendi matbaasını kuruyor. Toplumu beden olarak yetiştirmek için İstanbul’da at yarışları, yelken yarışları düzenliyor. Bunlarda hakem ve organizatör olarak yer alıyor. Ali Şükrü Bey’in her sahada çalışmaları ve projeleri var. Ali Şükrü Bey milli mücadelenin başından sonuna kadar her safhada Ermeni iddialarına karşı matbaasında değişik dillerde broşürler bastırıyor. Ali Şükrü Bey’in diğerlerinden farkı, bütün bu işlerin arkasında İngilizlerin olduğunu görmesidir. Misak-ı Milli görüşmelerinde söylediği ‘Biz mazlum insanların hâlâ ümidiyiz. Dünde, bugün de, yarın da biz esaret altında inleyen âlemin nasıl kurtulabileceğini ispat edeceğiz. Onun için bizim sesimizi kısmak istiyorlar ama efendiler göreceksiniz ki biz onların sesini kısacağız.’ sözleri onun fikirlerinin özeti gibidir. Meclis açıldıktan dört gün sonra içkinin üretimini, satılmasını yasaklayan bir teklif veriyor. Bunun gerekçesini kendisine soranlara da ‘Kendisi bağımlı olan insan hürriyetini zaten isteyemez’ diye cevap veriyor. Ali Şükrü Bey Ankara’da Meclis’in korunması için muhafız alayı kurulmasını teklif ediyor ve Topal Osman Ağa’yı Ankara’ya gelişinde karşılayarak mecliste onu övüyor. Milli mücadele tamamlanıp, Yunan denize dökülüyor. Lozan Antlaşması safhasında mecliste gruplaşmalar oluyor ve ikinci grup teşekkül ediyor. Lozan görüşmeleri sırasında Oniki Ada’nın verilmemesi için ‘Oniki ada bizim haremimizin duvarlarıdır. Bu adaları verirsek evimizi muhafaza edemeyiz. Duvarsız bir ev olur. Bunlar hayati bir önem arz ediyor.’ fikirlerini savunuyor. İkinci olarak Musul, Kerkük, Süleymaniye ve Erbil’in verilmemesini istiyor. Şu andaki duruma baktığımız zaman, o zamanki durumu birebir görebiliyoruz. O zaman birçok mebus, ‘Biz burayı verirsek Kars’ı tutamayız’ diyor. Bunları Cemiyeti Akvam’a havale ederseniz, burası Mısır ve Girit gibi elden çıkar diyor. Baktığımız zaman şark meselesinin bugün de uygulanmak istendiğini görüyoruz. Terörle netice alınmaz diye devlet adamlarının ağzından düşmeyen bir tabir var. Ama Balkanlara baktığımızda terörle çok büyük hadiseler yapıldığını ve neticeler alındığını görüyoruz. Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan böyle gitti. Anadolu’da bin yıldır İslam’ın bayraktarlığını yapan bu milleti zaafa uğratmak için Haçlı ruhuyla yüz yıldır çok büyük başarılar elde ettiler. Bizimkisi hilal-haç kavgasıydı. Biz tarihi bilmek zorundayız. Ali Şükrü Bey’in şehadeti meselesine gelince… Ali Şükrü Bey’in temsil ettiği zihniyete baktığımızda… O zihniyetin temsil ettiği zihniyetin düşmanı kimlerse; onun ortadan kaldırılmasıyla kazanan kimlerse, fail de odur. Ali Şükrü Bey’in şehit edilmesi ve ardından Topal Osman Ağa’nın ortadan kaldırılmasıyla bir taşla iki kuş vurmuş oldular. Ali Şükrü Bey’e yapılanlar zulümdür. Bizim bu tarihe sahip çıkmamız lazım. Ali Şükrü Bey’i rahmetle, minnetle anıyorum. Hepinize tekrar hürmetlerimi, saygılarımı sunuyorum.” şeklinde konuştu.
“TARİHİMİZİ İYİ ANLATMALIYIZ”
Konferansın açılış konuşmasını yapan Ortahisar Belediye Başkanı Av. Ahmet Metin Genç ise 20. yüzyılın başında bu topraklarda önemli hadiseler cereyan ettiğini bu hadiseleri genç nesillere anlatmak, anlamak ve hatırlatmak için gayret ettiklerini söyledi. 1. Dünya Savaşı’nda yapılmak istenen emperyalist emellerle bugün de karşı karşıya kaldığımıza dikkat çeken Başkan Genç, “Cenabı Allah’ın lütfuyla beraber bin yıldır İslam’ın bayraktarlığını bu topraklarda yapıyoruz. Bu toprakları terk etmemek uğruna emperyalist güçlere karşı çok ciddi bir mücadele yapıldı. Yine Allah’ın lütfuyla dedelerimiz, atalarımız bir duruş ortaya koydu. Hem ait olduğu milletin ona yüklediği asaletiyle birlikte bir duruş ortaya koydu. Hem de sahip olduğu inancın ona yüklediği vazife olarak bir duruş ortaya koydu. Biz belediye olarak o yüzyılın başını hatırlamak, anlamak, anlata bilmek ve sorumluluk hissiyatı içinde bunu genç nesillere aktarabilmek ve bu şuuru sürekli olarak hafızalarda bulundurabilmek için gayret ediyoruz. Neler olmuş, neler bitmiş? Bugüne de bunları uyarladığımız zaman, aynı hadiseyle karşı karşıya kaldığımızı anlatmak adına bu programı tertip ettik. Bugün burada çok önemli bir değerimizi anacağız. O mücadeleyi vermiş, şehrimizin yetiştirdiği kahramanlarından bir mümtaz şahsiyeti anacağız. Başlık çok anlamlıdır. Şehid-i Muazzez, yani aziz şehit.” sözlerine yer verdi. Konferansın sonunda Yazar İsmail Hacıfettahoğlu kitaplarını imzalayarak dinleyicilere hediye etti.

Konferans__5_

Konfera4