5747 sayılı Kanundan Etkilenen Belediyelerimize İlişkin Bilgi Notu
Danıştay 8. Dairesi 19.12.2008 tarihinde kapatılan belediyelerimizi yakından ilgilendirecek bir karar verdi. Karar metni için lütfen TIKLAYINIZ.
Bilindiği üzere, belediyelerin kapatılması ile ilgili olan 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi 31.10.2008 gün ve E:2008/34, K:2008/153 sayılı kararı ile 5747 sayılı Yasa hakkında karar vermiştir. Verilen bu karara göre;
“6.3.2008 günlü 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un:
A- 1. maddesinin (1) numaral fıkrasının 11., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25. ve 26. bentlerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 2. maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- Geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
Yasa’ya ekli 44 sayılı listede gösterilen belediyelerden,
1- Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açanlar,
2- Yasa’nın yürürlüğe girdiği 22.3.2008 tarihinden önce 5393 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca yapılan katılma işlemi ile nüfusu 2000’in üzerine çıkanlar,
3- “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın önerisi ve Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilmiş turizm bölge, alan ve merkezleri ve kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri” kapsamında kalanlar ile “Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca saptanan 2008 yılı turizm öncelikli yöreler” listesinde yer alanlar,
yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 44 sayılı listede kalan bölümün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın “fıkranın tümünün iptali gerektiği” yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
31.10.2008 günüde karar verildi.”
Anılan Anayasa Mahkemesi Kararının gerekçesinde, adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açma ile ilgili olarak şu hususlara yer verilmiştir:
“Adrese dayalı nüfus sayım sonuçlarının, ilgili belediyelere yazılı olarak bildirilmediği, Resmî Gazete’de yayımlanmadığı dikkate alındığında, ilgili belediyelerin, kendilerine ilişkin nüfus sonuçlarından, en geç 5747 sayılı Yasa’nın Resmî Gazete’de yayımlandığı 22.3.2008 tarihi itibarıyla haberdar olduklarının ve idari dava açma sürelerinin de bu tarih itibarıyla başlayacağının kabulü gerekir.” demek süretiyle, dava açma süresinin 22.03.2008 tarihi itibariyle başladığını ortaya koymuştur.
Mahkeme bunun gerekçesini de; “Hukuk devletinin sağladığı hukuk güvenliğinden yararlanarak ve yasaların kendilerine verdiği bir hakkı kullanarak, tüzel kişiliklerinin köye dönüştürülmesine esas alınan nüfus sayım sonuçlarının gerçeği yansıtmadığından bahisle, 5747 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla nüfuslarının 2.000’in üzerinde olduğunu ileri sürerek idari dava açan belediyelerin tüzel kişiliklerinin, açtıkları davaların sonucu beklenilmeden köye dönüştürülmesi ile Yasa’nın yürürlüğe girdiği 22.3.2008 tarihinden önce 5393 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca yapılan katılma işlemi ile nüfusu 2000’in üzerine çıkan belediyelerin tüzel kişiliklerinin köye dönüştürülmesi Anayasa’da belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, geçici 1. maddenin (1) numaralı fıkrasının bu belediyeler yönünden iptali gerekir.” Şeklinde ortaya koymuştur.
Bundan anlaşılan şudur: Kanunun yayımı tarihinden itibaren 60 gün içerisinde TUİK’e karşı, nüfuslarının noksan tespit edildiğinden (sayıldığından) bahisle idari yargıda dava açmış olan belediyeler kapanmayacaktır.
Anayasa Mahkemesi Kararındaki durum bu iken, DANIŞTAY Sekizinci Dairesi 19.12.2008 tarihinde Esas No: 2008/4826, Karar No: 2008/8384 ile bir karar vermiştir. Söz konusu karar; Giresun İli Bulancak İlçesine bağlı Kovanlık Belediye Başkanlığı’nın “İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin 01.05.2008 gün ve 2008/34 sayılı Genelgenin; belediyelerin yetkilerinin ve gelirlerinin arttırılması gerekirken kapatılmasının çözüm olmadığı, belediyelerin kapatılması ile buralarda yaşayan halkın temel hizmetlerden yoksun kalacağı; Genelgenin kamu yararına, Anayasaya, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına aykırı olduğu ve Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarının gerçek nüfusu yansıtmadığı ileri sürülerek iptali ile 5747 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle, Anayasa Mahkemesine başvurulması istemi” ile açtığı dava sonucunda verilmiştir.
Bu dava ile ilgili olarak Danıştay tarafından verilen karar, Kovanlık Belediyesine hasren ilgili Genelgeyi iptal etmiş olmasına rağmen, 5747 sayılı Kanunun eki 44 sayılı listede yer alan tüm belediyeleri de ilgilendirebilecek bir hususa karar gerekçesinde yer vermiştir.
Danıştay 8. Dairesi verdiği kararın gerekçesinde “Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararında, adrese dayalı nüfus sayım sonuçlarının, ilgili belediyelere yazılı olarak bildirilmediği, Resmî Gazete’de yayımlanmadığı dikkate alındığında, ilgili belediyelerin, kendilerine ilişkin nüfus sonuçlarından, en geç 5747 sayılı Yasa’nın Resmî Gazete’de yayımlandığı 22.3.2008 tarihi itibarıyla haberdar olduklarının ve idari dava açma sürelerinin de bu tarih itibarıyla başlayacağının kabulü gerektiği belirtildiğinden, açılan iptal davalarında süre sorununun irdelenmesi gerekmektedir.” suretiyle Anayasa Mahkemesinin kararında yer alan dava açma süresi başlangıcından farklı bir dava açma süresi başlangıcı öngörmüştür.
Danıştay 8. Dairesinin Kararının gerekçesinde devamla; “Hukuk sistemimizde Anayasanın 150. maddesinde sayılanlar dışında ilgililere doğrudan doğruya Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma hakkı tanınmamıştır. Bu çerçevede, olağan prosedür yerine nüfusu 2000’in altına düşen belediyelerin tüzelkişiliklerinin sona erdirilerek köye dönüştürülmeleri, 5747 sayılı Yasaya ekli liste halinde sayma suretiyle yapıldığından ve yukarıda belirtilen Anayasal kurallar uyarınca ilgili belediyelerin yasaya karşı doğrudan dava açma hakkı bulunmadığından, bu belediyelerin ancak Yasanın uygulanmasına ilişkin idari işlemlere karşı iptal davası açılabilecekleri de kuşkusuzdur. Açılacak iptal davalarında ise, süre sorununun yukarıda metni yer alan 2577 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.”
Yine Kararın gerekçesinde; “Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararındaki iptal hükmü gerekçesiyle yeni bir hukuki durum ortaya çıktığından, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının Resmi Gazetede yayımı tarihinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde açılacak davaları da süresinde kabul etmek, Anayasada belirtilen hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.” şeklinde hüküm verilmiştir.
Bu hüküm ile; 5747 sayılı Kanun ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararın Resmi Gazete’de yayınlandığı 6 Aralık 2008 tarihini baz olmak suretiyle 2577 sayılı Kanuna göre açılacak davalarında süresinde açılmış kabul edileceği ifade edilmiştir.
Burada ortaya iki durum çıkmaktadır:
1- Anayasa Mahkemesinin 5747 sayılı Kanun ile ilgili olarak vermiş olduğu ve 6 Aralık 2008 gün ve 27076 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Esas Sayısı: 2008/34; Karar Sayısı: 2008/153 ve Karar Günü: 31.10.2008 olan Kararında belirtildiği üzere “Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açanlar,” hükmündeki dava açma süresinin en geç 5747 sayılı Yasa’nın Resmî Gazete’de yayımlandığı 22.3.2008 tarihi itibarıyla başladığı.
2- Danıştay Sekizinci Dairesi 19.12.2008 tarih ve Esas No: 2008/4826, Karar No: 2008/8384 numaralı (Karar Danıştay Başkanlığını Resmi İnternet Sitesinin http://www.danistay.gov.tr/e2008_4826.htm adresli sayfasından alınmıştır.) kararında belirtilen “Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararındaki iptal hükmü gerekçesiyle yeni bir hukuki durum ortaya çıktığından, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının Resmi Gazetede yayımı tarihinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde açılacak davaları da süresinde kabul etmek, Anayasada belirtilen hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.” Hükmündeki dava açma süresinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen gerekçeli Kararının Resmi Gazete’de yayınlandığı 6 Aralık 2008 tarihi itibariyle başladığı.
1982 T.C. Anayasası’nın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153. maddesine göre; “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
…………..
…………..
…………..
Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”
Anayasamızdaki bu hüküm çerçevesinde, Anayasa Mahkemesinin 5747 sayılı Kanun ile ilgili olarak verdiği Karar, tüm yargı organları, idare makamları ve tüm gerçek ve tüzel kişiler tarafından bağlayıcıdır.
Bu hükme rağmen, Danıştay tarafından verilen ve yukarıda belirttiğimiz ve Anayasa Mahkemesi Kararından farklı olan kararın değerlendirmesini Anayasa Hukukçularının daha iyi yapacağını düşünmekteyiz.
Bu kararların hukuki sonuçlarının nasıl olacağını öyle sanıyoruz ki; YSK’nın vereceği kararlar şekillendirecektir.






