Trabzon`un Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 91. Yıldönümü Kutlandı…
Trabzon’un düşman işgalinden kurtuluşunun 91. yıldönümü 24 Şubat’ta düzenlenen törenlerle kutlandı. Valilik önünde düzenlenen törenlerde Vali, Belediye Başkanı ve Tugay komutanı halkın bayramını kutladılar. Günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapılarak şiirler okundu. Öğrencilerin halk oyunları gösterisinin yanısıra kompozisyon, şiir, resim, masa tenisi ve satranç dalında yapılan yarışmalarda dereceye girenlere ödülleri verildi. Okulların ve resmi araçların geçit töreni ile törenler sona erdi. Birlik Başkanımız ve Trabzon Belediye Başkanı M. Volkan Canalioğlu, Kurtuluş törenlerinde yaptığı konuşmada, Trabzon’un, coğrafi ve stratejik konumu nedeniyle tarihin her döneminde önemli bir kent olduğunu belirterek şunları söyledi:
” Hem Asya-Avrupa ulaşım ağının bağlantı noktasında bulunması, hem de Kafkasya üzerinden Doğu-Batı göç yolu üzerinde yer alması, bölgenin kontrol edilmesi girişimlerini de beraberinde getirmiştir. Nitekim Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethedip Bizans İmparatorluğu’na son vermesinden sonra 1461’de Trabzon’u alarak Komnenos Krallığını ortadan kaldırması da bu stratejik düşüncenin sonucudur.
Batıda sömürgeciliğin ortaya çıkmasıyla birlikte Osmanlı coğrafyasının hem verimli bir hammadde deposu olarak görülmesi, hem de büyük bir Pazar olarak değerlendirilmesi emperyalizmin bu coğrafyaya yönelmesine neden oldu. Bu yönelişin sonucunda 19. yüzyılda Osmanlı Devleti önce ekonomik, sonra da siyasi açıdan bağımlı bir hale getirildi. Hasta adam haline getirilen Osmanlı topraklarında iç isyanlar kışkırtılıp desteklenerek ülke toprakları parçalanmaya başlandı.
Emperyalizmin Şark Meselesi adını verdiği Osmanlı Devletinin parçalanmasının son aşaması ise Birinci Dünya Savaşı ile sahneye koyuldu. Savaşın başlangıcında, Osmanlı toprakları İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında yapılan gizli anlaşmalarla paylaşıldı. Bu paylaşımda, Boğazlar bölgesinin yanında Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’in bir kısmı, Çarlık Rusya’sına bırakıldı.
Savaşın başlangıcından kısa bir süre sonra Kafkas Cephesinin düşmesi ve Sarıkamış Faciasının yaşanması, Rusya’nın işini kolaylaştırdı. Kendilerinden hem askeri hem de silah gücü bakımından kat kat üstün olan Rus saldırısına karşı Türk direnişçileri, Baltacı, Solaklı ve Karadere vadilerinde uzun bir süre Rus ordusuna karşı direnmeyi başardılar.
Bu sürecin sonunda 18 Nisan 1916’da Trabzon Rus ordunsun işgaline uğradı. İşgal kuvvetlerinin Trabzon Rumları tarafından sevinç gösterileri arasında karşılanması, yüzlerce yıldan beri birlikte yaşayan Müslüman Türklerle Rumlar arasındaki bir arada yaşama iradesinin bozulma sürecinin başlangıcı oldu. Bu işgal, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan Türk insanı için çok sıkıntılı bir dönemin de başlangıcı oldu. 1461 tarihindeki fetihten sonra aralıksız 4,5 asır Türk hakimiyetinde olan Trabzon ilk kez işgale uğramıştı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde 19. yüzyılda yaşanmış olan Rus işgali ve beraberinde gelen mezalimin sözlü kültür ortamında dilden dile taşınmasının da etkisiyle bu tür olaylara maruz kalmak istemeyen Trabzon Müslüman Türklerinin batıya doğru göçe başlamasına neden oldu. Bu gelişmelerle birlikte, Türk insanının içselleştirdiği “devletsiz yaşayamama” bilinci bölgede yaşayan halkı muhacirliğe yöneltti ve yüz binlerce insan yollara döküldü.
Açlık, sefalet ve salgın hastalıklarla mücadele etmeye çalışarak canlarını kurtarmaya çalışan muhacirler, Giresun, Ordu, Samsun, Amasya ve Tokat başta olmak üzere Batı Anadolu’ya doğru zorlu bir yolculuğa çıktı. Her türlü olumsuzluğa rağmen ayakta kalma mücadelesi vermeye çalıştılar.
Rus işgali altına giren Trabzon’da, emperyalist devletlerin kendilerine verdikleri vaatleri de arkalarına alan Trabzon Rumları, Türk mallarına el koymaya, arşivleri yok etmeye koyuldular.
1917’de Rusya’da yaşanan Bolşevik devrim sonunda işbaşına gelen yeni yönetimle 18 Aralık 1917 tarihinde Erzincan Protokolü imzalandı ve Rus ordusunun geri çekilme süreci başladı. Bölgede meydana gelen otorite boşluğunu, kendileri açsısından yeni bir fırsata dönüştürmek isteyen Rum ve Ermeni çeteleri, savunmasız ve güvenlikten yoksun Türk köylerini basarak katliamlara başladılar. Yeni bir mezalime fırsat vermek istemeyen Türk birlikleri, Harşit’in batısından hareketle Trabzon’a doğru ilerledi ve 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon’u kontrol altına aldılar. Ardından iki yıla yakın bir süre evlerinden- barklarından uzaklarda yaşam mücadelesi veren Trabzonlular memleketlerine geri dönmeye başladılar. Harabeye dönmüş kent ve köylerde, bir yandan Muhacirlik döneminde kaybettikleri yüzbinlerce evlatlarının acısını unutmaya, öte yandan yeni bir yaşam kurma mücadelesine giriştiler.
Trabzon’un kurtuluşunun 91. yıldönümü töreni düzenlenmesinden amaç, geçmişte yaşanan olaylar nedeniyle günümüzde yeni düşmanlıklar üretmek değildir. Amacımız, geçmişte yaşananları hatırlamak, dersler çıkarmak ve bir daha bu tür gelişmelere tanık olmamaktır. Özellikle küresel güç odakları tarafından dünyamızın yeniden yapılandırılmaya çalışıldığı, ülkemize ve bölgemize dair bazı planların kamuoyuna yansıdığı bu günlerde daha da dikkatli olmamız gerektiği açıktır. Bu gelişmeleri doğru okuyabilmek için de başvuracağımız yegâne kaynak ise tarihtir. Bu nedenle belleğimizi canlı tutmak zorunluluğundayız.
Bugün 91. yıldönümünü idrak ettiğimiz Trabzon’un kurtuluşu etkinliklerinin amacı, geçmişi yeniden yaşamak değil, sadece unutulmamasını sağlamaktır. Zaten Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık anlayışı üzerine kurulmuştur. Bu durumu, devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk “Yurtta Barış, Dünyada Barış” sözüyle bize miras olarak bırakmıştır.
Bu duygu ve temenniler içinde, bu toprakları bize vatan olarak bırakanları rahmetle anmak, hatıraları önünde saygıyla eğilmek ve bıraktıkları mirasa sahip çıkarak gelecek kuşaklara aktarmak başlıca görev ve sorumluluğumuz olmalıdır diyerek sevgi ve saygılarımı sunarım.” dedi.
12.10.2009 00:30






